Gurdjieff

Bu Site Hakkında

“Kadim bilgeliğin binlerce yıldır nesilden nesile aktarıldığını ama günümüze yine de neredeyse değişmeden ulaştığını fark ettiğimde, eski çağlara ait efsanelere, şimdi gerçekten sahip olduklarına inandığım o büyük önemi vermeye çok geç başladığıma pişman oldum.” – George Gurdjieff

Bu site Gurdjieff’in bıraktığı yerden devam eder. Biz onun kendini-geliştirme metodlarını kadim insanların bilgeliğine bağlarız. Kendimizle ilgili anlayışımızı derinleştirmekle, atalarımızın mirasını canlandırırız ve atalarımızın mirasını canlandırmakla kendimizle ilgili anlayışı derinleştiririz.

Çarpıtma anlayışı sürekli tehdit eder. Her çağ bilgeliğini zamanın tufanlarından korumak için gemiler oluşturur. Bizim çağımızın gemisi acaba neye benzeyecektir?

Tekneni bizimkine bağla ve gemiye binelim.

George Gurdjieff

George GurdjieffGeorge Ivanovitch Gurdjieff yirminci yüzyılın en etkili ruhsal öğretmenlerinden biriydi. Gençliğinde kadim öğretileri arayan araştırma gezilerine katılmıştır. Bu dönem Dikkate Değer İnsanlarla Karşılaşmalar’da kısmen anlatılır. Arayışı onu gizli bir birliğe götürmüştür ki, buradan dönerken eşsiz bir sistemi de beraberinde getirmiş görünmektedir.

1919 da Gurdjieff bu sistemi Rusya’ya ithal etti. Doğuya ait bilgisini ve deneyimlerini yirminci yüzyıl batılı insanının anlayabileceği bir dile çevirdi. Öğretisine, üç geleneksel yol olan Fakir’in, Keşiş’in ve Yogi’nin yoluna karşın ve onlara ek olarak “Dördüncü Yol” adını verdi (Dördüncü Yol hakkında daha çok şey okuyun). Ancak , Bolşevik Devrimi ve Birinci Dünya Savaşı Gurdjieff’i göçe zorladı ve sonunda “İnsanın Uyumlu Gelişmesi Enstitüsü”nü açtığı Paris’e gitti. Gurdjieff’in etkisi tüm Avrupa’ya, hatta Amerika’ya kadar yayıldı, ancak sosyal düzenin bozulması ve İkinci Dünya Savaşı kuruluşunu geliştirmesini engelledi. Enstitüyü kapatmak zorunda kaldı ve hayatının son evresini kitap yazarak geçirdi: Hayat Yalnızca O Zaman Gerçektir, Ben Olduğumda, Hepsi ve Herşey, Dikkate Değer İnsanlarla Karşılaşmalar ve Beelzebub’dan Torununa Masallar. Gurdjieff 29 Ekim 1949’da Fransa’da öldü.

Gurdjieff Angkor Wat Temple

Angkor Wat Tapınağı

Gurdjieff öğretisinin kaynağı konusunda çok ketumdu. Ayak izlerini belli etmek gereğini duymuyordu. Özellikle de savaşın, bağlantı kurmuş olduğu okulların her türlü izini yok etmiş olduğunu iddia ediyordu. Ayrıca öğretisi akademik incelemeler için değil, bilgiyi pratiğe dönüştürmek içindi.  Gurdjieff’ bu bilgiyi kazanmak için özellikle uğraşmış ve deyimyerinseyse onun haklarını elde etmişti. Bu haklar , onun çalışması ile ilk defa karşılaşan herkişi için de yeniden hak edilmek zorundaydı. Bilgi aktarılabilirken, bilgeliğin hak edilmesi gerekir. Bu nedenle, bu bilgeliği elde etmek için çok şey feda etmiş olan Gurdjieff, onun bedelini çabalarıyla ödeyenler dışında başkalarına vermeğe gönüllü değildi. Bu bilgiher hangi bir birey tarafından bir kez kazanıldığında onun kendisine ait oluyor: o artık Gurdjieff’in bulup çıkardığı söylenen o kadim gerçekler, kadim bilgeliğin bir yinelemesi,zamana tabi olmayan gerçeğin çağdaş bir ifadesi haline geliyordu.

Gurdjieff – Görev

Gurdjieff Megistis Lavra

Megistis Lavra Manastırı, Athos Dağı

Gurdjieff bu Daha Büyük Geminin yirminci yüzyıl temsilcisiydi. O çevresindekilere bir görev duygusu iletmişti.  O, yalnızca kendi öğrencilerine değil, onun doğrudan etki alanının dışında olan insanlara da büyük bir planın temsilcisi olarak görünüyordu. Gençliğinde, onu batıda Yunanistan ve Mısır’a, doğuda Tibet ve Afganistana yolculuk yapmaya iten ‘mucizevi olanı arayış’ından yansıyan amaç duygusuydu. 1910’lardan başlayarak bu aynı amaç duygusu Enstitü vizyonu ile birleşti ve 1917’de tam adını aldı: İnsanın Uyumlu Gelişmesi Enstitüsü. 1912 den itibaren Gurdjieff bir Enstitü yaratma amacını başka herhangi bir pratik amacın önünde tuttu, ta ki bir araba kazası geçirene ve Prieure’yi kapatana kadar. Onun görev duygusu o zaman yazılarına (Hepsi ve Herşey’in üç bandı) ve Avrupa ve Amerika’da bu yazıları alabilmeleri için insanları hazırlayabilecek insan gruplarını hazırlamaya yöneldi. 1925’den sonra aksiyon olarak gerçekleştirmeyi ummuş olduğu şeyi söze dökmeyi denedi ve yazılarının er geç büyük bir okuyucu kitlesi tarafından okunacağına ve anlaşılacağına inandı.

Gurdjieff’in ‘arayış’ dönemi ile Enstitüyü  yaratmaya odaklandığı dönem arasındaki dönüm noktası, Kuzey Afganistan, Hindikuş Dağlarında Sarmoun Kardeşler Birliğinde geçirdiği zamanın hemen sonrasında ortaya  çıkmış görünüyor. Sarmoun Merkez Manastırına önce 1899-1900 arasında girer, ama 1906-1907 de daha uzun süreyle orada kalmış olması daha olası görünmektedir. 1907’nin sonunda Gurdjieff Taşkent’e gider ve şifacı olarak çalışır.Burada uyuşturucu ve alkol bağımlılarını tedavi eder, amacı hem özdeşleşme halini incelemek, hem de para kazanmaktır. Bu onun öğretim için yaptığı son hazırlıktır. Yaklaşık 18 ay sonra, kendine öğrencileri çekmeye başlar ve sonra 1912’de Moskova’ya gitmek üzere Taşkent’I terk eder. Moskova’da Enstitü için adaylar toplamaya başlayacaktır. Öyle görünüyor ki, Sarmoun Kardeşler Birliği ile olan deneyimi onu bir ‘arayan’ olmaktan bir ‘bulmuş olan’a ve açıklamaya hazır birine dönüştürmüştür.

Gurdjieff – Kaynaklar

Gurdjieff-Labrong-Monastery

Labrong Manastırı, Büyük Tibet

Sarmoun Kardeşler Birliğinin kaynağı zamanın sislerinin içinde kaybolmuşken, Hamurabi zamanında Babil’de Sarmoun’lardan izler vardır. Sarmoun sözcüğünün kendisi ‘arı’ anlamına gelir. Sarmouni/Sarmoun’ların (arılar) öğretilerinin Tufan’dan öncesine tarihlendiği söylenir. Biz burada yine Gemi benzetmesi ile karşılaşıyoruz ve tabii ki gerçektefiziksel bir Tufan olmamış olması ve Sarmoun’ların Kadim Bilgeliğin Gemisini zamanın tufanları (selleri) içinde koruma sorumluluğuna gönderme yapmış olmaları da mümkündür.Onlar tarafsız bilginin bal gibi toplanıp saklanabilecek maddesel bir şey olduğunu  düşünmüşlerdi. Sarmoun Kardeşler Birliği’nin uygarlığın dönem dönem yıkılıp yenilenmesi ile ilgili bir belleğe sahip olduğu görülüyor, onlar  geleneklerinin ebedi, değişmeyen bir merkezi bilgeliği temsil ettiğine  ve bunun  insanlık için her zaman ulaşabilir olması gerektiğine inanıyorlardı. Tarihdeki kritik bağlantı noktalarında  Sarmoun’lar ‘ballarını’ özel yetiştirilmiş temsilciler vasıtasıyla tüm dünyaya dağıtıyorlardı. John Bennett, enegram sembolü, yedi yasası ve karşılıklı sürdürme doktrininin Sarmoun Kardeşler Birliğinden geldiğini duyumsamıştır. Gurdjieff  kutsal danslarının çoğunun Sarmoun’lardan geldiğiniöne sürmüştür.

1500’lerden sonra bir ara Sarmounlar Nakşibendi-Sufi geleneği ile bağlantı kurmuşlardır. Nakşibendi-Sufileri Dördüncü Yol tarzında çalışıyorlardı: tamamen dogmadan uzaktılar  veçalışmaları daima belli tarihi işlevleri yerine getirmekle bağlantılıydı. Onların özelliği aksiyondu. Nakşibendi-Sufileri ve Sarmounlar tek bir organizasyon olmamalarına karşın, bireysel Nakşibendi hocaları olasılıkla  Sarmoun Kardeşler Birliği ile ilişkilendiriliyordu.Sarmounların Nakşibendi hocalarından en iyilerine kendi anlayışlarından bazılarını aşılamış olması çok olası görünüyor. ‘Göksel hierarşi’ veya ‘iç insanlık çemberi’ fikirlerini Nakşibendi-Sufilerde buluyoruz ki bu olasılıkla Sarmoun Kardeşler Birliği ile olan bağlantıdan geliyordu.  Gurdjieff’in Nakşibendi-Sufi tekkelerinde bulunmuş olduğu bilinmektedir.

Gurdjieff’in Öğretmenleri

Preiure’de ve sonra Paris’te Gurdjieff öğrencilerinden bir çoğuna açıkça, kendisinin bir öğretmeni olduğunu söylemiştir.  Hayatındaki dönüm noktalarında son kararını vermeden önce danıştığı kimseler olduğunu söylemiştir:

(Üçüncü Seri, s. 78-79) “Size şunu söylemeliyim ki , yıllar önce, daha Enstitü kurulmadan önce, bu programı planlar ve ayrıntıları üzerinde çalışırken … birçok soruyla ilgili danışmak ve yönlendirilmek için saygı değer ve objektif insanlara başvurmak zorundaydım … hayatlarının ikiyüzyılından fazlasını geride bırakmış ve içlerinden bazılarının üçüncü yüzyılı da devirmeyi umduğu gözü pek insanlar…”
(Üçüncü Seri, s. 43) Gurdjieff bize kazadan sonra öğretmekten yazmaya geçmeyi düşünürken “saygı duyduğum bazı dostlarıma danışmak için mektup yazarak” uzun saatler harcadığını söylerdi.” Bir sonraki dönem için koyduğu amaçlar “en eski arkadaşlarımdan birinin, çok saygıdeğer bir kişinin bilgece öğütlemesi sayesinde “ gerçekleşmişti.

John Bennett Gurdjieff’in birden fazla kez, yaptığı şeyin önemini bilen insanlara baş vurmayı başardığını söylediğini iddia eder. Bunun ötesinde, Gurdjieff’in hayatının kritik dönemlerinde kısa süreliğine Anadolu’ya ziyaretler yaptığına dair bazı kanıtlar vardır, onun bu bölgeden insanlarla hayatının son yıllarında bile düzenli yazıştığını biliyoruz. (1919’dan sonra artık orada ailesinden kimse yoktu)

Gurdjieff’in Enstitüsü

Gurdjieff’in Vizyonu

Enstitü vizyonunun Sarmounlardan geldiği ve Gurdjieff’in bir ölçüde onların temsilcisi olması olasıdır. Gurdjieff kendisini hiçbir zaman büyük bir öğretmen olarak sunmamıştır (ki bunu kolaylıkla yapabilirdi), o kendini bir görevi olan bir temsilci olarak tanıtmıştır. Sarmounlar olasılıkla onların dönemlerinin sonunun yaklaştığını biliyorlardı. Türkiye’deki Kemal Atatürk hükümeti ve Rusya ve Afganistandaki Sovyet Hükümetler onların devam etmelerine olanak tanımıyordu. Geleneklerinin sona ereceğini gören Sarmounlar belki de doğunun bilgeliğini batının, varlıklarına karşın güçlerinin çok fazla artmış olduğu, fazla erken büyümüş uygarlığına taşıma amacındaydılar.

Gurdjieff’in Amacı

Chateau FontainesOtobiografik hikayelerine göre Gurdjieff’in içsel amaçları, 1902’de Tibet’te 2’inci kaza kurşunuyla vurulduktan sonra güçlerini bırakmaya tövbe ettiği zaman kristalize olmuşlardı.
Üçüncü Seride yeminini anlatırken kendini-hatırlamaya güç vermenin ulaşabileceği en yüksek işlev olduğunu açık bir şekilde tanımlamıştır. Bu nedenle diyebiliriz ki, Gurdjieff için ‘içsel’ görevinin ne olduğu daha o zamanlar açıktı. Yukarda yapılmış olan alıntılardan anlaşıldığına göre onun ‘dışsal’ görevini – enstitünün kurulmasını – Sarmounlarla ikinci kez kaldığında almış olması mümkün görünüyor.

Ne olmuş olursa olsun, onyedi yıl sonra, 1924’de Gurdjieff’in enstitüyü resmen dağıttığını biliyoruz. 1928’de kendi iç çemberindeki öğrencilerden birçoğunu uzaklaştırarak daha da ileri gitmiştir. Gurdjieff , Enstitünün amacına ilişkin olabilecek her şeyi yaptığını düşünüyordu ve ‘çok saygı değer bir kişi’ye de danışarak kendisi için yeni amaçlar saptadı. 1935’de Paris’de Rue des Colonels Reynard’da bir apartımana taşındı ve öğretisinin son evresi burada geçti. Gurdjieff kendisinin yeni düzen için bir vasıta olmadığını görmüştü ve öğretiyi yeni kuşaklara taşıyabilecek olan takipçilerine odaklandı.