Kadim Bilgelik

Ouspensky ve Esoterizm

‘Esoterizm’in tanımı şöyle der “ sadece özel bir yönde bilgisi veya ilgisi olan küçük bir grup insanın anlaması veya olasılıkla anlaması içindir.” Ouspensky’nin esoterizme ilk çekilişleri onun ‘gerçek’, ‘objektif bilgi’, ‘kendinin-bilgisi’ ve ‘kendinin-gelişmesi’ fikirlerinin herkes için olmadığını kabul ettiğine işaret eder. Esoterizm, insanlığın bir bütün olarak evrilmek ve gelişmek üzere tasarlanmadığını ima eder. Bu daha çok, yalnızca bazı tohumlar filizlenebilirken, çoğunun asla asıl potansiyellerine ulaşamadan çürüyüp toprağa karışması gibidir.

Bu, insanlık tarihinin genel akışı boyunca onunla birlikte ve alttan alta, çok az kişinin bildiği ama son derece önemli bir amaca hizmet eden başka bir hikayenin uzanmakta olduğunu belirtir. Bu ‘esoterik’ tarih yakın bağlarını günümüze kadar sürdürmüş ve okulların kadim bilgeliğini korumak ve bu bilgeliği mevcut çağda da kullanabilecek olanlara ulaştırmak görevini üstlenmiştir. Ouspensky şöyle der:

“Tarihi, sıradan anlamında ayrı ayrı olaylar dizisi olarak alırsak, esoterizmle ilgili kanıtlar bulamayız. Yüzeyde ve görünür bir bağlantı olmadan bir şey bir diğerini izleyecektir. Ama eğer şeylerin birbirleriyle bağlantılı olduklarını bilirsek ve bu bağlantıları ararsak, onları yüzeyin altında gizlenmiş olarak buluruz… “ (Dördünccü Yol kitabından)

Ouspensky Kadim Bilgelik Arayışında

Gurdjieff ve Dördüncü Yolla karşılaşmadan önce Ouspensky gerçeğin kalıntılarını yurtdışında aramak için çaresiz bir arayışa girmiştir. Ne aradığını tam olarak bilmemesine rağmen, bunun ne olmadığına dair güçlü bir içsel sezgiyle yönlendiriliyordu ve aynı zamanda da bu bilginin insanlarla doğrudan bağlantı içinde alınması gerektiğinin de farkındaydı. Esoterizm duygusu ile yönlendirilen Ouspensky, böyle bir ‘gerçek’in sıradan bir bilgi olmadığını ve bu nedenle de akademik organizasyonlar veya ünlü psikologlar ve filozofların alışalagelmiş düşünce döngüleri içinde bulunamayacağını biliyordu.

Ouspensky ve Tarihsel Değişiklikler

“Örneğin çoğu büyük tarihsel değişiklik görünüşe göre önceli olmadan, kaynaklandığı bir şey olmadan, ortada hiçbir şey yokken ortaya çıkmıştır… Aynı şekilde Gotik sanat da görünüşte yoktan var olmuştur. Bir tarihe sahip değildir ve birdenbire ortaya çıkmıştır.” (Dördüncü Yol kitabından)

Ouspensky, bilinen tarihe parallel olarak esoterik bir tarihin mevcut olmuş olduğunu ve böyle bir tarihin ileri uygarlıkların ortaya çıkışlarını ve kayboluşlarını açıklayabileceğini düşünüyordu. Buna örnek olarak, Karanlık Çağlardan doğmuş Hıristiyanlığın bir kolu olarak Gotik okulu gösterdi. Katedraller ona, Hiristiyanlar için bir ibadethane olmaktan çok, özellikle kadim bilgeliğe ev sahipliği yapan yerler olarak görünüyordu.

Yine de Ouspensky bir Gotik katedralin önünde dursa bile bu bilgeliğe ulaşamayacağını biliyordu. Kitap okumak başka şey, onun içeriğini anlamak başka şeylerdi. Bundan dolayı esoterizmin başka bir prensibi ayrıcalık kazanıyordu: bireysel temsilcilerin yardımıyla çağlar boyunca aktarılmış olan kadim bilgeliğe yalnızca benzer amaçları ve hazırlıkları olan kişiler yoluyla ulaşılabilinirdi.

Ouspensky ve Tarih-öncesi

“Tarih-öncesi sanatta, yani on bin yıldan daha eskilere ait olan tüm şeylerde de, yüzeyde büyük Sfenksi açıklayabilecek birşey yoktur örneğin. O hem tasarım olarak hem de seviye olarak daha büyüktür, bildiğimiz her şeyden (bu tam doğru sözcük olmamasına karşın) daha zekidir diyebiliriz. Onu kim yapmıştır? Niçin böyle sanat eserleri çölde bulunmuştur?” (Dördüncü Yol kitabından)

Sonuçta tarih çok sınırlı bir zaman süresini kapsar. Tarihsel kayıtların ortaya çıkışı ile başlayıp günümüzde sona erer. O halde tarih beş bin yıllıktır ve bundan öncesine ait olan her şey tarih-öncesi sınıfına girer.

Ouspensky, Büyük Sfenks gibi bazı tarih-öncesi sanat eserlerinin nasıl olup da daha sonrakilerden daha üst seviyede ve daha zeki oldukları konusundaki merakını dile getirmiştir. Bu, insanın uygarlığın doğuşundan itibaren yavaş yavaş geliştiğine dayanan kültür evrimi hakkındaki bütün teorilere bir soru işareti getirir. Esoterizm ise karşıt bir resim çizer: insanlık bir bütün olarak doğuşundan itibaren gerilemektedir, sayısal olarak artmakta, nitelik olarak küçülmektedir; diğer yandan okulların esoteric mirası giderek daha çok ifade kazanarak güçlenmektedir.

Ouspensky, Edebiyat ve İçsel Anlam

“Bildiğimiz herşeyden daha üst düzeyde olan büyük Hintli şairler ve İncil gibi büyük şeyler bulabiliriz. Onların benzeri hiçbir şey yoktur, onlar sıradan bir şekilde açıklanamazlar – tüm bunlar kesinlikle eşsizdir. Onlar ayrı olarak alınsalar ve içsel bir anlamları olmadığı var sayılsaydı, açıklanmaları olanaksız olurdu. Ancak psikolojik yöntemi kullanmaya çalışırsak aradaki bağlantıyı bulabiliriz.” (Dördüncü Yol kitabından)

Esoterizm de bir içsel anlam gerektirir: kadim bilgeliğin farklı seviyelerde anlaşılabilir olması onun çağlar boyunca yolculuk yapabilmesini sağlamıştır. Örneğin , içinde bir azınlık için gizli bir mesaj taşıyan o kadim edebiyat olasılıkla çoğunluğa hitap edebildiği için bir nesilden diğerine ulaşacak kadar korunmuştur.

İncil tam da bu sınıflandırmaya girer. En dış ve görünen seviyede o, bir ulusun ve onun bireylerinin Tanrı ile olan ilişkisi ile ilgili mücadelesinin tarihi bir belgesidir. Daha derin bir seviyede o tarihi olayları insanın bilgeliği için bir mecaz olarak kullanmakta, mantığın sağlayamadığını efsane yardımıyla öğretmektedir. Ve daha da derin bir seviyede o, içinde bir cennet, bir dünya ve bir cehennem taşıyan mikro-kozmos insanın ayrıntılı bir psikolojik betimlemesidir.

Ouspensky ve Gizli Bilginin Bulunması

Ama böyle bir gizli bilginin anahtarları çok iyi korunmaktadır. Bir kere bilgi, onun bulunduğundan en az şüphe duyulan yerdedir: insanlığın gözlerinin tam önündedir. O, onların onu zaten anladıklarını sandıkları yanılsaması ile korunmaktadır. O, onlar hazırlıklı olmadıkları için ulaşılmaz kalmaktadır.

Ouspensky’nin yolculukları ona uyanmış kişilerle bağlantı kurması gerekliliğini göstermiştir. O bunu yapana kadar arayışının verimsiz bir entellektüel irdelemeden öteye gitmeyeceğini fark etmiştir. Diğer yandan, okulla bağlantı kurulduğunda, insanın önünde ruhsal ilerleme için kullanabileceği çok çeşitli bir kadim bilgelik yelpazesi açılacaktır.

“Hayatta bilgi toplayıcılar vardır. Tarihin belli noktalarında belli bilgiler toplanmış ve elde tutulmuştur. Eğer böyle bir toplayıcıya rastlarsanız bilgiyi alabilirsiniz. Bu toplayıcılar nelerdir? Onlar okullardır, hatta artık mevcut olmayan eski okullar…” (Dördüncü Yol kitabından)